8/12/2005 - Kitaptan...
Mutlu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim kendi adıma. Babam İstanbul’da büyük bir ilaç şirketinde üretim müdürüydü, sanırım o meslekte olmasının getirdiği yurtdışı seyahatler sayesinde annemle tanışmışlar. Annem Londra’da küçük bir büfede garsonluk yapıyormuş, babamla ilk tanıştıkları anda aşık olmuşlar. Annemin Türkiye’nin güneş ve denizini görünce buraya yerleşmesi uzun sürmemiş. Sanırım mükemmel ingilizcemi ona ve her sene okul tatillerinde yanına gittiğim büyükanneme borçluyum. Ve hatta ikinci pasaportumu da… Ancak bu yurtdışı macerasına atılmama hem anneannem hem annem şiddetle karşı çıkmışlardı. Onlara göre bir okula girip yüksek öğrenim hayatıma başlamalıydım. Hatta annem daha da ileri gidip İngiliz pasaportumu posta ile anneanneme yollamıştı. O ise her sene tatil için yanına gitmekte kullandığım bu pasaportun benim elime geçmemesi konusunda elinden geleni yapmıştı. Babam bu maceram hakkında ne olumlu ne olumsuz düşünüyordu. Onu ikna etmek için babaannemi devreye sokmuştum. Babaannem çok ileri görüşlü bir kadındı. Ben doğmadan çok önce ölmüş olan dedemin saray soylu olduğunu ve kanımızın asil olduğunu iddia ederdi, bu hikayenin gerçekliğinden çoğu zaman kuşku duymuş olsam da araştırma gereği hissetmemiştim. Sahip olduğu malvarlığı benim çocuklarımı dahi geçindirmeye yetecek seviyedeydi, ama tanrının belki küçük bir oyunu olarak sadece babamı yaşatabilmişti doğan beş çocuğundan. Babam ise kardeşlerinin teker teker çeşitli sebeplerden ölümünü izlemiş birisi olarak her zaman birisine bağlanma sorunları yaşamıştı. Belki bu yüzden bizi sevse de annem ile bana çok fazla yakınlık göstermezdi. Ondan görmekte zorlandığım şefkat ve ilgiyi babaannemle gidermeye çalışmam ikimizin arasında oldukça kuvvetli bağlar geliştirmişti. Bu bayan tam bir Atatürk kadınıydı, kendi ayakları üzerinde durabilecek kadar güçlü, bağımsız ve hedeflerine ulaşmakta kararlı… Kendisine bir yurtdışı seyahati planladığımı, en az 2 sene çeşitli işlerde çalışıp bohem bir hayat sürmeyi istediğimi ve sonrasında tekrar ülkeme dönüp eğitimimi tamamlamayı istediğimi söylediğimde bana uzaydan gelmiş gibi değil de gülümseyerek bakmıştı. Ailemin endişeleri konusunda onlara hak verdiğini ama benim seçimlerim doğrultusunda destek vereceğini ve hatta bu seyahat için başlangıçta gerekli olabilecek finansmanı sağlayacağını söylemişti. Daha sonra babamı ikna eden de kendisi olmuştu zaten. Babamın İngiltere’ye gidip pasaportumu alması sanırım onun da bu seyahate destek verdiğinin gizli bir kanıtıydı. Annemle aralarında bir süre soğukluk olacağını bilmesine rağmen bu işi yapmıştı.
|