<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>İşte öyle bir şey</title>
        <description></description>
        <link>http://wiredzone.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 00:42:21 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Veda</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/veda_3533956.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/veda_3533956.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Amaca ulaşıldıktan sonra çaba sarfetmek gereksiz, burada da belirli bir amaca ulaşıldı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Gene de eski günlerin anısına bir yazı ile veda etmek gerek buradaki varlığıma, kısaca ve aforizmasız olarak...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/veda_3533956.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 08 Jul 2007 01:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir hayat yaşıyoruz...</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/bir-hayat-yasiyoruz_3157356.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/bir-hayat-yasiyoruz_3157356.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;Bazen bir haber yeterli &lt;A href=&quot;http://www.izmirsozluk.com/30148.id&quot;&gt;persona&lt;/A&gt;ların ardında saklı olan gerçek benliğinin yüzeye çıkmasına. Hayır, hiç de korkutucu değil, hepimiz düşünen, duygulara sahip yaratıklarız. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir hayat yaşıyoruz, bazen bir maske ardında saklanıp güçsüzlüğümüzü gizliyoruz, bazen ise maskelerimizi fırlatıp kendi gerçeklerimizi tattırıyoruz etrafımızdakilere. Şaşırtıcı olan, bizi anlayan kişilerle beraberken maske kullanıp kullanmadığımız çok da fark etmiyor. Onlar ki gerçek dostlar, umursamıyor üstteki basitliği, alttaki karmaşıklığı... Bizimle, biz olduğumuz için beraberler. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir hayat yaşıyoruz, yalnız kalmaktan korkup, aileler kuruyoruz ve gün geliyor dağılıyor beraberlikler değişik şekillerde. Denemekten vazgeçmiyoruz ama, sürekli geliştiriyoruz etrafımızdaki koruyucularımızı. Bazılarımız ise kendimizle uzlaşmaya çalışıyoruz, yalnızlıktan mutlu olduğumuzu söyleyip kendimizi kandırıyoruz. Ana düşüncemiz şu oluyor: &quot;Entegrasyon arttıkça hastalıklar ve dolayısıyla acılar da artacak. O halde münzevi olsam ne hastalanırım ne acı çekerim...&quot; Oysa burada birkaç basit mantık hatası olduğunu göremiyoruz, doğru, yalnızken başkalarının duygusal işkencelerinden uzak kalıyoruz, ancak kendi kendimize işkence etmekten de geri duramıyoruz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir hayat yaşıyoruz, yalnız olmayı isteyip, başaramıyoruz. Ancak bunu başarmamızın aslında gerçek istediğimiz şey olmadığını da göremiyoruz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bir hayat yaşıyoruz, sadece bir!&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/bir-hayat-yasiyoruz_3157356.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 14:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kendinen ayrı eve çıkan adam</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/kendinen-ayri-eve-cikan-adam_2542044.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/kendinen-ayri-eve-cikan-adam_2542044.html</guid> 
            <description>Ne istediğini bilmez, istediğini de doğru&amp;nbsp;zamanda gerçekleştiremezdi. Çoklu seçimler içerisinde en yanlışını yapar, az bulunur bir hüzüne sahip olurdu. Terslikler peşinden geliyordu sanki, ya da daha doğrusu kendisi zaten tersti. Sıkıldı kendinen ve yaptıklarından, kendisinin olmadığı bir yerde yaşamak istedi ve ayrıldı. Bütün teorileri umursamayarak başardı bunu ve kimseye anlatmadı bu büyük sırrı.
Şimdi daha mutlu, daha umutlu, eski kendisi ne kadar barışma isteklerinde bulunsa da yüz vermiyor ona, çünkü geçmişteki acılar yeterli herşeye sıfırdan başlamak istemesine. Bazen geçmişe dönüp bakıyor ama, çünkü hüzne de ihtiyacı var zaman zaman. Ve o zamanlar düşünüyor, bir dahaki sefer kendisinden sıkıldığında ne yapacağını.
Derin derin düşünüyor, ama ne kadar hızlı yüzse de varamıyor beyaz sahillere..... ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/kendinen-ayri-eve-cikan-adam_2542044.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 09 Apr 2007 14:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>U</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/u_2349842.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/u_2349842.html</guid> 
            <description>22 sene önce bugün, 7. yaşgünüm. Sabah annem öperek uyandırıyor beni ve soruyor akşam yemeği için ne istediğimi. Eksik dişlerimle &quot;bifteeek&quot; diyerek cevap veriyorum. 
Ayrıntılar uçmuş ama ana hatları kazınmış durumda beynime. 
Öğleden sonra evimizin önünde oyun oynamaya çıkıyorum. Çok geçmeden yoldan bir arkadaşım geçiyor, yanında da annesi... Bahçe çitinin üzerinden konuşuyoruz birbirimizle, sonra annesi beni davet ediyor evlerine. Çocuk aklımla hiçkimseye haber vermeden peşlerine takılıyorum, legoları var çünkü arkadaşımın. Oynarken zaman cabuk geçiyor, hava kararmaya yakın. Ben gitmek için hareketleniyorum, arkadaşımın annesini ikna ediyorum evin yolunu bulabileceğime. Koca adam oldum ki ben artık... Ama olmuyor bulamıyorum, gerisin geri arkadaşımın evine dönüyorum, yenilmiş ifadeyle beni eve bırakmasını istiyorum arkadaşımın annesinden. Çıkıyoruz ve eve yaklaşınca etraf tanıdık geliyor. Tekrar kendi alıştığım ortamdayım, daha mutlu hissediyorum, annem ise meraktan çıldırmış durumda. Kaçırıldığımı veya başka birşeyler olduğunu düşünüyor, hem de doğumgünümde. Ben ise tekrar evimde olmaktan mutluyum, hem kötü ne olabilir ki...
Şimdi ise pek çok şey geride kalmış duruyor. Kötü çok şey oluyor iyi şeylerin de yanında...
O zamanlar en büyük başarı eve ulaşmak iken, şimdi önemsiz duruyor... Daha büyük başarılara imza atmak istiyorum, engeller çıkıyor karşıma ama çitin üzerinden atlıyorum her seferinde. Ve her başardığım iş bir öncekini daha da önemsiz hale getiriyor. 
Gün gelecek o çitler atlayamayacağım yükseklikte olacaklar. Evet korkutucu ama bu korkuyla yaşamak daha da&amp;nbsp;sıkıcı.
</description>
            <pubDate>Fri, 23 Mar 2007 21:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>loituma</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/loituma_2193049.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/loituma_2193049.html</guid> 
            <description>
 jatsu tsappari dikkari dallan  &lt;br&gt;tittari dillan titstan dullaa,  &lt;br&gt;dipidapi dallaa ruppati rupiran  &lt;br&gt;kurikan kukka ja kirikan kuu.  &lt;br&gt; &lt;br&gt;a ratsatsaa ja ripidabi dilla  &lt;br&gt;ja beritstan dillan dellan doo.  &lt;br&gt;a baribbattaa baribbariiba  &lt;br&gt;ribiribi distan dellan doo.  &lt;br&gt; &lt;br&gt;ja barillas dillan deia dooa  &lt;br&gt;daba daba daba daba daba duvja vuu.  &lt;br&gt;baristal dillas dillan duu ba daga  &lt;br&gt;daiga daida duu duu deiga dou&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;a href=&quot;http://dojo.fi/%7Erancid/loituma__.swf&quot;&gt;http://dojo.fi/~rancid/loituma__.swf&lt;/a&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 07 Mar 2007 22:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hayatınızın kullanma kılavuzu</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/hayatinizin-kullanma-kilavuzu_1896768.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/hayatinizin-kullanma-kilavuzu_1896768.html</guid> 
            <description>
    	 	 	 	 	 	  &lt;p&gt;Uyan bak, kar yağıyor, yıllar sonra, her şey kadar masum, ya da hiçbir şey kadar...  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sanki birileri bir şeyler anlatmaya çalışıyor değil mi, hayır, o ben değilim, anlatacak daha önemli kişiler vardır dünyada. Beni tanıyorsan anlamışsındır senden bahsetmediğimi, zira senden bahsederken aslında kendimden bahsediyorum. Çünkü benim için sadece ben varım burada. Ah ne kadar arabesk değil mi, hatta ingilizce! Korkma bunlar da sana değil, yukarıdaki satırları oku sadece. Unutma, her şey seninle alakalı olmak zorunda değil...  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hayat çeşitli zorluklarla dolu, kullanma kılavuzu olmadan gerçekten zor üstesinden gelmek bazı sorunların, ne yazık ki doğumda bize vermiyorlar o faydalı eseri, her şeyi kendimiz yapmak zorundayız demek bu bir nevi. &quot;Yani diyorsun ki, kendinden başkasına güvenme&quot; dediğini duyar gibiyim, elbet güvenecek başkaları da vardır, bulması biraz zor sadece. Bulduğunda da bırakmamak önemli, peki ben güvenilir miyim, herkes kadar diye cevap verelim bu soruya, kimileri için de herkesten çok. Ama bak aynı sorunsal işte &quot;kime göre neye göre?&quot;  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Zaman, en güzel ilaç çoğu umutsuzluk için, içinden çıkamadığın durumları askıya al sadece, beklemediğin bir anda karşına çıkacak ne zamandır kendi içinde barındırdığın çözüm. Al sana benim kılavuzumdan bir sayfa, önemli bir sayfa...  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Diğ.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/hayatinizin-kullanma-kilavuzu_1896768.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 04 Feb 2007 14:38:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Git başımdan, ben sana göre değilim!</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/git-basimdan-ben-sana-gore-degilim_1878771.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/git-basimdan-ben-sana-gore-degilim_1878771.html</guid> 
            <description>

Çünkü aşk öyle bir şey diyor uzaklardaki bir ses yazarın kulağına. Yazdığı cümlelerin birbiri ile alakasız olmasına aldırmıyor, çünkü mazereti var, asabi ve aksi olmanın yanı sıra, karışmış olduğu belli her halinden. Evet aşk hakkında konuşmak istiyor, ama ağzından çıkan cümleler birbirini ard arda takip eden homurdanmalardan ibaret. Ehliyeti olmadan araba kullanmaya benziyor bu diye düşünüyor, birileri vakti zamanında öğretmiştir her nasılsa o eylemi, ama otoriteler yeterli görmemiştir seni bir şekilde. Belki de gerçekten yetersizsindir bu konuda diye geçiriyor aklından.... 
Kendini&amp;nbsp;bazı zamanlar bir çizgi film kahramanı gibi hissediyor. 3. boyuta ulaşamamış ve sığ, derinliklere ulaşmaya çalışıyor, anlaşılmadığı kadar anlayamıyor da aynı zamanda. Vazgeçmek istemiyor ama büsbütün karışıyor ve durup kısa bir mola veriyor. 
... bekliyor
... bekliyor
... bekliyor
Kurtarıcı bir başka&amp;nbsp;çizgi kahraman olsa gerek, karakterli hatlara sahip, ama belli ki o da&amp;nbsp;bambaşka bir karenin içine hapis olmuş... Bütün anlamsızlıkların içinde en anlamlısı buymuş gibi geliyor yazara. Kendi karesinde hapis olan kahraman, sınırlarını bir türlü aşamıyor, çünkü onu yaratan kişi böyle istiyor.
Kaderin oyunlarında küçük bir piyonmuş edasıyla bekliyor yazar sonraki olacakları, biraz kızgın (eve.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/git-basimdan-ben-sana-gore-degilim_1878771.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 02 Feb 2007 16:02:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Umut</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/umut_1829740.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/umut_1829740.html</guid> 
            <description>

Sıradanlaşmışlığın ortasından çıkıvermişti her şey, dipte durup boğulmamaya çalışırken daha verilmemiş hayat öpücüğünün uzaktan yaklaşan&amp;nbsp;yansıması bile bütün yaşamsal belirtileri hayata döndürecek nitelikteydi. Beklenen o kadar çok şey vardı ki, bazı korkulara yol açıyordu ister istemez, herşey mükemmel olacak mıydı, işler pürüzsüz gidecek miydi? Ama anlaşıldı ki korkular yersizdi, mükemmel olmadan da yaşayabiliyor, mutlu olabiliyordu insan ve&amp;nbsp;korkular yerini umuda bırakıyordu yavaş yavaş. 
Dipteki iki yalnız ruh, yalnızlıklarından sıkılmış olacaklardı ki yüzeye çıkmaya karar verdiler, yüzeye doğru yüzerlerken birbirlerini daha iyi tanıyacaklarını biliyorlardı ve her sürprize hazırdılar, çünkü birbirlerini oldukları gibi kabul etmeye kararlıydılar, yargılamadan, diğerlerinin ne dediğine aldırmadan. Kendi kararları yeterliydi onlar için ve yüzeye ulaştıklarında gerçekten tekrar yaşadıklarını duyumsayacaklardı. Parıldayan güneşin sudaki yansıması içlerini sonsuz bir neşe ile doldurmaya yetiyordu. Bunun adı umuttu, tekrar yaşamanın umudu, sevmenin umudu..... ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/umut_1829740.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 28 Jan 2007 15:51:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hayatı katmanlar halinde yaşamak</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/hayati-katmanlar-halinde-yasamak_1605452.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/hayati-katmanlar-halinde-yasamak_1605452.html</guid> 
            <description>

Yüzeyde herkesin görebildiği sakin bir imge, altında ise bambaşka duyguların öne çıkmak için verdiği bir savaş. Özetlemek için yeterli çoğu insanın yaşadıklarını. Özellikle günümüzde yanılsamalar, simulasyonlar almış başını giderken...
Reklamlardaki aldatmacaları düşünün, mutlu aileler oturmuşlar bir masanın etrafında, klasik türk yemeklerinden seçmeleri indiriyorlar midelerine. Gerçek hayatta ise birbirleriyle tanışmayı bırakın gerçekten mutlu oldukları yok. Ya da var mı, bilmiyoruz, tek bildiğimiz o an bize vermek istedikleri mesaj: Bunu alın böyle olun...
Çok düşünen bir insan (ki hiç tavsiye etmem) buradaki aldatmacaya kanmayacaktır. Onu alırsa hiçbir şeye yaramayacağını bildiği gibi şişmanlayacağını da bilecektir. O devasa kalorilerin harcamasının çok zor olduğunu da bilecektir. Alıştığı şeyleri almaya devam edecek, sevdiği şeyleri tüketmeye devam edecektir.
Çok şey seviyoruz aslında, belki de onun bölünmüşlüğü bizi mutsuzluğa iten. Bu kadar dağılmasa ilgimiz belki bazı şeyler daha rahat olacak...
Diğer yandan &quot;acı yoksa kazanç da yok&quot;, yani rahatlık iyi değil her zaman, çabalamadan pes etmek boşuna gidip gelmek bi nevi. Boşluk ise kendi kendimize uydurduğumuz başka bir kavram, ne yapacağımızı bilmediğimiz yerlerde &quot;boşluktayım&quot; diyoruz. O da bir çeşit kandırmaca olsa gerek, başka bir simulasyon.
&quot;Herşey matrix ulen!!&quot; diyecek değilim. Sonuçta gerçek şeyler de var. Acı mesela, ne kadar canımız yanarsa o kadar gerçek diyoruz. Daha önc.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/hayati-katmanlar-halinde-yasamak_1605452.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 28 Dec 2006 17:18:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;Özgürlük İçin...&quot;</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/ozgurluk-icin_1555861.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/ozgurluk-icin_1555861.html</guid> 
            <description>
   &lt;h1 align=&quot;center&quot;&gt;Pardus diyoruz&lt;/h1&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://www.pardus.org.tr/&quot;&gt;http://www.pardus.org.tr/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;Pardus2007 çıktı&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;lt;a href=&quot;http://www.pardus.org.tr&quot; target=&quot;_blank&quot;&amp;gt;&amp;lt;img border=&quot;0&quot; alt=&quot;Pardus... Özgürlük İçin...&quot; title=&quot;Pardus... Özgürlük İçin...&quot; src=&quot;http://www.pardus.org.tr/banner/buton2.png&quot;&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;   
.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/ozgurluk-icin_1555861.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 21 Dec 2006 10:10:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Evet</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/evet_1554319.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/evet_1554319.html</guid> 
            <description>
Boş gözlerle izliyorsun etrafında olup bitenleri, hani vardır ya, bir çizgi film karakteri gibi, sadece öfkelenince ve gerçek gücün ortaya çıkıyor. İşte o zaman önüne geçemiyor kimse, normal zamanlarında ne kadar sakin ve güçsüz görünsen de...&lt;BR&gt;Dış görünüş aldatıcıdır diye boşuna söylememişler, aldatıcı olduğu kadar zorlayıcıdır da. Bir düşün, harcadığın zamanın ne kadarı doğru paket kağıdını seçmek ile geçti. Oysa içerisindeki hediye hatta düşüncesi bile daha önemli belki de. Bunun kararı tabii ki sana ait değil, o yüzden oyalanıp duruyorsun saatlerçe renkli fiyonkları şekle şemale sokmaya. &lt;BR&gt;Diğer yandan şekilsizlik, bütün mükemmel olmamanın getirdiği hafiflikle seni rahatlatmaya yetmiyor. Değiştirebildiğin şeyleri değiştiriyorsun, değiştiremediklerinle yaşamaya çalışıyorsun. Oldukça zor olduğunu kabul etmek gerek, sonuçta başlangıçta hepimize dağıtılan oyun kartları belli. Doğru yer ve zamanda oynamak ise en önemlisi...&lt;BR&gt;Kaybetmek ise seni sinirlendirmek için oldukça yeterli geliyor, etrafında saldırdığın adamların şaşkın yüz ifadelerini sadist bir öfke ile izliyorsun. Salgıladığın hormonlar ise seni savaşa çağırıyor resmen. Kabul etmiyorsun Mars'ın çağrısını ve emekli paşaları evlerinde rahat bırakıyorsun. Onlar ki çoğu zaman akıllarında kurdukları simulasyonları gerçekmiş gibi algılayıp kendilerini kandırıyorlar...&lt;BR&gt;Bununla birlikte kandırmacanın olmadığı, herşeyin tamamen doğru olduğu bir dünyada, sıkıcı televizyon programlarından başka birşey olamayacağını düşünüyorsun. Belki de tamamen yanlış değil bu düşünce, peki herşeyin sıkıcı olmasının ne sakıncası var sence. Yaratıcılığın sonu mu demek bu, ya da aşkın...&lt;BR&gt;Peki ya tanrı, acaba o da oturduğu mekandan olup biteni izlerken sıkılmayacak mı? Eğer seçimler ve sonuçlar dünyasındaysak herşeyin bir amacı olmalı demek bu. &lt;BR&gt;Amaç ve sonuçlar her zaman uyuşmayacak e.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/evet_1554319.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 20 Dec 2006 22:34:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İlk</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/ilk_1533018.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/ilk_1533018.html</guid> 
            <description>Fonda bir müzik çalıyor, perilerin söylediği şarkılar bunlar. Sert olduğu kadar şefkatli... 
Yazar (evet artık kendisini artık yazar olarak nitelendiriyor) bütün çok bilmişliği ve burnu havadalığıyla bilgisayar ekranında oluşan cümlecikleri izliyor. Gene yazan elleri sanki, düşünmüyor kelimeleri klavyeye girerken. 
Şarkı değişiyor, tekrar perilerin çığlıkları dolduruyor kulaklarını. 
Biçim değiştirmeye karar veriyor, daha öncekilerden daha sert daha acımasız olmaya karar veriyor, çünkü ona karşı da sert davranıyor dünya. Ona ve diğerlerine... 
Etrafındakilere bakıyor dikkatle; hala gözlemci, hala suskun, içerisinde çığlık atan sesleri ise sadece kendisi duyuyor. 
Sayfayı çeviriyor, boş bir sayfayla karşılaşıyor, ne kadar boş olsa da temiz bir sayfa değil önünde açılan. Yırtılmış, belki birazda kirletilmiş. Yırtılan kısım için yapabileceği birşey yok, asla eski haline gelmeyecek, ancak kirler için elinden geleni yapıyor. 
Metaforlar kullanıyor. &quot;Anlayana!&quot; diyor içinden kıs kıs gülerek. 
Ve anlaşılmıyor doğal olarak. Kapatıyor konuyu fazla kurcalamadan, sayfayı tekrar çeviriyor. 
Gene boş bir sayfa çıkıyor karşısına. 
</description>
            <pubDate>Sun, 17 Dec 2006 17:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Son</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/son_875966.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/son_875966.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Şu ana kadar yapmış olduğun, yaşamış olduğun ve hissetmiş olduğun her şeyin sona ulaştığını hissediyorsun derinden. Bildik korkularından uzaklaşıp bilmediğin sevinçlerine doğru adım atıyorsun. Çevredeki elemanlar daha fazlasını talep etse de yapabileceklerin sınırlı. Bir süre ara vermeye karar veriyorsun yaşadığın sahteliğe, o sahtelik ki diğerleri tarafından gerçek olarak algılanıyor ve bunun sana verdiği rahatsızlık had safhaya ulaşıyor. Kararını diğerlerine bildirirken itirazlarla karşılaşacağını biliyorsun ama yapman gerek bunu gerçekten de. Arkanı dönüp yürüyorsun yeşil kırlar arasında uzanan patikada. Karşına ne kırmızı başlıklı kız ne de kötü kalpli kurt çıkıyor. O kurt ki kalp damar sorunlarını bir yana bırakıp sadece kötü olmakla yetinmeye karar vermiş. Sen ise hiçbir masal kahramanına aldırmadan ilerlemen gereken yolda yürüyorsun güneş batana kadar.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/son_875966.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 31 Jul 2006 10:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>2. Canavar</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/2-canavar_862081.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/2-canavar_862081.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Bana bir çıkış ver, ver ki buradaki bütün girişleri istediğim rahatlıkla tıkayabileyim.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bana bir sessizlik ver, ver ki bütün düşüncelerim kendi kendilerini rahatça dinleyebilsin.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Hatta bana bir varoluş sebebi ver, ver ki klişe kelimeler kullanmamdan bıkanlar beni tekrar benim gördüğüm gibi görebilsin.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bana saygısızlık ver, böylece bana ters davrananlar karşısında susmayıp ağzımı açıp konuşabileyim.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ve bana hoşgörü ver, ver ki beni anlayamayacak kapasitedekileri sabırla bekleyebileyim. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/2-canavar_862081.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 27 Jul 2006 10:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Baskın</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/baskin_858530.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/baskin_858530.html</guid> 
            <description>

&lt;p&gt;Bir silah, göz hizana kadar kaldırılmış, kapat diyor algı
sistemlerini, yaşamsal hakların elinden alınmasa da vatandaşlık hakların
elinden alınmış, ne telefon edebiliyorsun ne de üzerinde seni tanımlayabilecek
bir kimlik bırakmışlar. Artık onlar için birey değil &lt;i&gt;bir şeysin&lt;/i&gt; sadece. Kalkıyorsun oturduğun sandalyeden, ağır
adımlarla, dış dünyayla bağlantılarını kesiyorsun onların söylediği gibi. Düşüncelerin
birbirine karışmış, gerçek ile hayal arasındaki ince çizgi üzerinde sarhoş gibi
yürümemeye çalışıyorsun düzen koruyucuların düzensizliğinde. Düşmeye yüz
tuttuğunda ise düşlerindeki hayali kahramanlardan başka bir kurtarıcı gelmiyor
sana yardım etmeye&amp;#8230;&lt;/p&gt;


&lt;p&gt;&lt;/p&gt;
.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/baskin_858530.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 26 Jul 2006 11:16:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Reset</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/reset_854156.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/reset_854156.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Arada sırada her şeyden uzaklaşmak istiyorsun, bütün yalanlardan, bütün yalnızlıklardan bütün sahtekarlıklardan. Ama olmuyor bir türlü, etrafındaki alışkanlıklara o kadar saplanmışsın ki, düzeni bozmak için söylediğin hiçbir yalan ulaşması gereken yere ulaşmıyor. İçin çeşitli duygularla doluyor ve aşkım dediğin bütün güzellikler sana uzak bir rüyayı hatırlatıyor. Yağan yağmurun dama vururken çıkardığı sesler bir bandodaki davullar gibi gelirken kulaklarına, hissettiklerin ne sözlerle ne yazılarla tarif edilebiliyor. Hüznünü çeşitli olasılıklarla gidermeye çalışırken girdiğin araştırmalar sonuç vermiyor bir türlü ve yalnız bir bekleyiş içerisine giriyorsun. Kapatıyorsun algı düğmelerini, tepkisizce bekliyorsun sonraki olacakları ve bitiriyorsun yapılması gereken yapılasıları. Performansının düştüğünü hisseden diğerleri seni tekrar harekete geçirmek için uğraşıyorlar ama boşuna, sen çoktan başka diyarlara uzanmışsın bile.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/reset_854156.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 25 Jul 2006 10:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Koç</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/koc_835061.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/koc_835061.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Çatlamış duvarlara bakarken aklından sadece yıkım değil, ateş de geçiyor. Kendi özelliklerin içerisinde en fazla ortaya çıkanı ve baskın karakterin&amp;#8230; Etrafındakiler senin bu ayrıntı merakını eleştirip, çok fazla detayda kaybolduğunu savunurken, sen gene sadece kendini dinliyorsun. Neden onlara önem vereceksin ki, senin için önemli olan tek şey gene sensin. Ama bir süre sonra işin aslının bu olmadığı ortaya çıkıyor. Yapılan yanlışların bir kısmının senin de yanlışların olduğunu algılıyorsun ve boğazında oturan düğüm ruhuna zarar veriyor. Herkesi eleştirirken eleştirilmeye kapalı olmak tabii ki rahatına geliyor, ama soğuk gerçeklerle karşılaşmak içerisinde bulunduğun üstünlük yanılsamasını alaşağı ediyor ve anlıyorsun her şeyi. Amaç değil araçsın, her ne kadar şu ana kadar her şeyin senin aracın olduğunu düşünsen de yanılıyorsun&amp;#8230;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/koc_835061.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Jul 2006 10:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Redd - Dünya</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/redd-dunya_826528.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/redd-dunya_826528.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İstemiyor artık canım&lt;BR&gt;Hiç üzülme umrumda değil hoşçakal derim&lt;BR&gt;Benim için artık bitti&lt;BR&gt;Geri dönmen umrumda değil, hoşçakal derim&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hiç bu kadar acıtmadı&lt;BR&gt;Hiç kimse senin kadar acıtmadı canımı&lt;BR&gt;Önce gözümü bağladın, sonra zamanı yavaşlattın, sonra durdurdun&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dünya yeniden dönüyor [x4]&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Telefonda ağlıyorsun gözyaşların umrumda değil&lt;BR&gt;Hoşçakal derim&lt;BR&gt;Yan birazcık anla canım, kül olsan da umrumda değil&lt;BR&gt;Hoşçakal derim&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hiç bu kadar acıtmadı &lt;BR&gt;Hiç kimse senin kadar acıtmadı canımı&lt;BR&gt;Önce gözümü bağladın, sonra zamanı yavaşlattın, sonra durdurdun&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dünya yeniden dönüyor [x4]&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dön be dünya.. dön be dünya.. daha hızlı dön.. dön be dünya..&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dünya yeniden dönüyor [x4]&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dön be dünya..&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Söz: Doğan Duru&lt;BR&gt;Müzik: Doğan Duru &lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/redd-dunya_826528.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 18 Jul 2006 01:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Pırasa</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/pirasa_822543.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/pirasa_822543.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Çocukluğa ait bir başka zorluk ise yemek seçimleri olarak karşımıza çıkabiliyor. Sevgili ebeveynler küçük yavruların sağlıklı olması için onlara vermek istedikleri garip şekilli ve daha da garip tatlı yiyecekleri ufaklıklara bir türlü kabul ettiremiyorlar. Bunun en önemli nedenlerinden birisi çocuğun empati yapıp aslında o maddenin ebeveyni tarafından da yenmek istenmediğini algılaması olabiliyor. Bu durumda yumuyor gözlerini basıyor çığlığı ve ümit ediyor derinden, belki bu sefer yırtarım diye. Ama olmuyor çoğu zaman ve sonrasında nefret geliştiriyor kendi içerisinde. Biraz ağzı laf yapmaya başladığında ise reddediyor sonraki kaşıkları. Hele bir de inatçıysa, çok ileride gerçekten de lezzetli olduğunu anlayana kadar o besinler için bir açlık grevi geliştiriyor. Bunu anlaması neden bu kadar uzun sürüyor o da bilmiyor, belki de sadece duyuları köreliyor, ya da algıları birbiriyle çelişiyor&amp;#8230;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/pirasa_822543.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 17 Jul 2006 10:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Parfüm</title>
            <link>http://wiredzone.blogcu.com/parfum_811877.html</link>
            <guid>http://wiredzone.blogcu.com/parfum_811877.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Kokuların gücü insanın algı sınırlarını zorluyor, bir anda duyulan tanıdık bir koku bambaşka dünyalarda gözlerimizi açmamızı sağlayabiliyor. Veya cehennemdeymiş gibi hissettirebiliyor. Bu tamamen onu daha önce nerede algıladığımıza bağlı. Bu yüzden herkesin farklı yorumlamaları oluyor, kimi sıradan bir kokuya olağanüstü derken, kimisi beğenmiyor. Kişilerin kokular ve olayları birleştirmesi hiç de sıra dışı değil. Bilimsel araştırmaların olduğu şüphesiz bu konu hakkında ama bunu anlamak için illa ki fizik profesörü olmak gerekmiyor. Kır çiçeklerinin arasında çocukluğa ait sevinç ve oyunlarla büyümüş bir insan, bunu daha sonra duyduğunda &amp;#8211;yapay bile olsa- çocukluğunda hissettiği şekilde hissediyor. Tabii ki herkesin çocukluğunun mutluluk içerisinde geçtiğini varsaymak yanlış. Kimisi istemeden bazı acılara maruz kalabiliyor ve benzer şekilde o sıradaki duyuları etraftan aldığı kokuları çürümüşlükle özdeşleştirip ileriki patojen yaşantısında bunlarla tekrar yüzleştiğinde aşırı tepki vermesini sağlayabiliyor. &lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://wiredzone.blogcu.com/parfum_811877.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 14 Jul 2006 10:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://wiredzone.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>